Ana sayfa Gezi Masal diyarından çıkmış havası ile büyüleyici: Trier

Masal diyarından çıkmış havası ile büyüleyici: Trier

6458
0
Travel Blogger – @tatil_delisi

Almanya’nın en eski kentlerinden biri olan, tarih severlerin ilgisini çekebilecek, masal diyarından çıkmış havası ile büyüleyici Trier.

Burası, köy ve küçük şirin kasabalara duyduğum meraktan dolayı internette Almanya köylerini araştırırken keşfettiğim bir yerdi.
Keşfetme arzusuyla düşmüştük yollara. 
Trier’e Köln’e uçakla gidip hızlı trenle yaklaşık 2,5 saatte ulaştık.
Köln’den hızlı trenle yaptığım seyahat boyunca, doğal güzelliklerden gözlerimi gerçekten alamadım. Tren nehrin kenarında, vadiler arasında kıvrılarak göz alıcı şato ve kalelerin arasından geçerek şehre vardığımda büyüleyici havası ile beni inanılmaz etkiledi.
İkinci Dünya Savaşı’nda müttefik devletler tarafından bombalanmamış nadir yerleşimler arasında.
Adeta bir açık hava müzesini andırıyor. 
Roma döneminden kalan görkemli yapıları ile geçmişi iki bin seneden daha fazlaya uzanmaktadır.
Şehir pek çok tarihi eser barındırıyor ve bu eserlerden çoğu UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor.
Aynı zamanda bu şehir, komünizmin babası olarak kabul edilen Karl Marx’ın da doğduğu yer.
Kent de beni en çok etkileyen yapı Romalılar dönemine kadar uzanan Porta Nigra bir diğer adı Siyah Kapı oldu. Burası aynı zamanda Alplerin kuzeyindeki en büyük Roma yapısı imiş.
Tamamı dört tane olan kapılardan tek ayakta kalanı. 11 ile 18. yüzyıl arasında Yunanlı rahip Aziz Simeon adına kilise olarak kullanılan yapının o halinden sadece romanesk tarzdaki apsesi bugüne gelebilmiş.
Trier’de beni en çok etkileyen diğer bir yapı Almanya’nın en eski kilisesi olan Trier Katedrali idi.
Özellikle belirteyim Trier ‘e yolunuz düşerse burayı es geçmeyin derim.
Roma Katolik kilisesi olup Almanya’nın en eski piskopos kilisesiymiş.
Katedral’e girdikten sonra iç mekana ve tasarıma hayran kaldım. Tavanlar ve heykeller oldukça etkileyici idi.
Başlangıçta burada Roma İmparatoru Konstantin’in annesi Helena’nın sarayı varmış. Helena Hristiyanlığa geçince sarayını da kiliseye bırakmış. Yaklaşık 310 yılında Trier Katedrali’nin bu öncü yapısı kutsanmış.
Almanya’nın en eski kilisesi olma niteliğini kazanmış. 
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bu  Katedralin en önemli hazinesi İsa’nın çarmıha gerilmeden hemen önce giydiği dikişsiz elbisesi. Ziyarete en son 2012 yılında açılmış.
İmparator Konstantin’in annesi Helena’nın kafatası ile St. Andrew’ün süslü ve taşınabilir sunağı ile sandaletleri de katedralin dünyaca ünlü hazineleri arasında…

Trier’de yeme-İçme olarak tavsiye edeceğim mekan ise  Zum Domstein. 👍😋
Kentin kalbi olan Hauptmarkt’ de yer alıyor.
Tarihi bir ambians içinde Romalılar döneminden kalan  tariflerden yapılan leziz yemekleri var. Şiddetle tavsiye ederim.

Meşhur Alman pastaları ve tatlılarından denemek istiyorsanız da Cafe Mohr’a uğramanızı öneririm.👍😍

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here